Reklamları engellediğiniz için biz de mecburen bütçe kısıntısına gitmek zorundayız. Bu yüzden oluşacak sorunlar için şimdiden özür dileriz. (: Sitenin sorunsuz çalışması için lütfen reklam engelini kaldırın!
Paramparça - gerçekten çok zorluyorum ama aklım bir türlü almıyor bu
Paramparça
gerçekten çok zorluyorum ama aklım bir türlü almıyor bu senaryoyu.şimdi çok uzun diyeceksiniz.bu sadece bir dizi diyeceksiniz ki bunun farkındayım ama sadece senaryoyu değil bunun üzerine burda yapılan yorumları görünce yazma gereği duyuyorum.insanlarımız ne kadar katı kalpli,ne kadar bencil,ne kadar duygusuz olmuş.hep söylediğim gibi bu dizideki en mağdur insan hazal,hatta dünyada görülebilecek en zor hayatlardan birine sahip olan da hazal.şimdiden yazacaklarınıza cevap vereyim.anne baba büyütendir diyeceksiniz.ama bunun farklı bir durum olduğunu görün.aileler kızları öz çocukları olduklarını düşündükleri için büyütmüşler.bilseler öz kızlarından vazgeçerler miydi hiç.ya da ilerde cansuyla özkan ve gülserenin kızı olarak karşılaşıp kaşı gözü huyları için hazal gibi severler miydi?aynı şey gülseren içinde geçerli.ayriyeten 9 ay karnında taşıma ve dünyadaki en büyük acılardan olan doğum sancıları doğum acısı var.kaldı ki hazalı keriman büyütmüş cansuyu da dadılar.o zaman üvey çocuklarını büyütenler de öz evlatları kadar sevmeliydi demi.ama bu durum farklı.öz evlat bulunduğunda en az büyütülen çocuk kadar değerli olmalı aile için.hatta hazalı düşünürsek babasız yarı annesiz kardeşinden uzak büyüdüğünü düşünürsek ozan ve cansudan çok daha fazla üstüne düşülmeli.hazal babasını,annesini,kardeşini,dedesini,mükemmel bir hayatı,ilgiyi,sevgiyi herşeyini kaybetti bu karışmayla.ama cansunun bir kaybı olduğunu göremiyorum ben.aksine hazalın kaybettiği herşeyi o kazandı.ikinci konuya gelelim.her fakir babasız büyüyen hazal gibi mi olur.hayır tabiki de olmaz olmamalı da.ama hazal aynı durumda değil ki.o aslında sahip olmadığı herşeyin aslında ona ait olduğunu öğreniyor.ama bir türlü ona ait olan şeylere ulaşamıyor,hayatını geri alamıyor.hazal ailesini bilmeden öncede böyleydi diyeceksiniz.ama insanın kalbi hisseder ya.bebekler anne karnındayken çevreden etkilenir hisseder.doğunca bambaşka bir çevrede olması elbette ruhunu boğar.ve her ne kadar kötü huyları olsa da ailesini bulduktan sonraki boyutlara ulaşmamişti.gülserenle kavga ettikten sonra üzülüyor barışıyordu sonra.iyi ki benim annemsin diyodu.ama ailesini bulup bu kadar haksızlığı hissetdikten,aşşağılandıktan,dışlandıktan sonra hazalın davranışları masum kalıyor bence.öz ailesi ısınamadı diyosunuz.nedeni de hazalın davranışları.peki ozan ve dilara neden kızı daha görmeden kabullenmediler.özellikle ozanın hazalı ilk gördüğü anda çemkirmesi ne kadar iğrenç bir durum ya o çocuk mu istedi karışmayı.küçücük bir hata olmasaydı cansu onlar için yabancı olacaktı.ömür boyu karşılaşmayacaklardı belki de.ya da sokakta yabancı iki insan olarak yürüyeceklerdi.özkan gülseren ve hatta keriman neden görür görmez ısındılar hatta taptılar cansuya.cansunun alnında melek hazalın alnında şeytan mı yazıyordu.ben nedeni söyleyim size.hazalın da 27.bölümde okulda cansuya söylediği şey,o küçük şey,hazala ait olmadığı halde ondan kurtulamadığı şey:cansu yalidan,hazal tophaneden.cansu hassas prenses,hazal duygusuz,sefalete alişik bir hiç.işte hazal cansuya farkli davranilmasindaki temel neden.kimse bana bunun nedeni hazalin davranişlari demesin.hazalin davranişlari ailelerinin ona olan davranişlarindan sonra belirginleşti.cansu gitti annesini buldu,görüştü,sahiplendi.buraya kadar her şey iyi hoş.peki neden dilara hazalı bulup alışveriş yaptı,selfi çektirdi diye şımarıklık yapıp triplere girdi.cansu gülserenin evine gitti baktı ki hazal cihan ve gülseren geldi hazal motor kazası geçirmişti.kızın kaza geçirdiğini bile bile babası yanında diye nasıl kıskandı.hemde hazalla tek bir kelime konuşmamışken daha.dilaranın hastaneye gittiğini öğrenince nasıl kriz geçirdi.cihan da cansuyu bırakıp gitmeden önce düşünseydin diyor dilaraya.lan kızınız öz kızınız hastanede bu durumda dilara cansuyla alışveriş keyfine devam mı edicekti.prenses cansu üzülmesin diye.nasıl bir zihniyettir bu ya.dilaraya ne demeli cansu hanım kırılmasın diye kızının ilk aramasında açmadı telefonu.cansuya hazalla ihtiyacı olduğu için yaptık seninle keyif için yapıyoruz dedi.ya hiç mi kalpleri yok.öz kızı haketmediği bir hayatı yaşarken nasıl bu şekilde konuşabiliyor. ayrıca gülserene belki bu nedenden dolayı öyle davranmıyor ama bahsedeceğim nedeni düşününce ben yüzüne bakmazdım gülserenin.gülseren hazalı sevseydi kızının babasının ilgisini sadece kendi üstüne çekip kızı eskisi gibi babasının varlığıyla yokluğuyla bir halde bırakmazdı.sadece kendini ve öz kızının huzurunun bozulmamasını düşünüp hazalı yine o sefalette yaşatmaya çalışmazdı.hazalı gerçekten sevse kendisi cansuyla buluşurken hazalın öz annesini aldığı hediyeleri gururu için hazalı sokakta sürükleyerek götürmezdi.hazalınöz annesi onun yüzünden özkızını sevmedi istemedi ya.gülseren yüzünden öz ailesiyle ilk yemeğinde ortada bırakıldı kız.gülseren hazalı zerre kadar düşünseydi bir iki eşya için hazalı sokakta sürüklerken gururunu ayaklar altına alıp villalara yerleşmezdi hem ikisininde hiçbir hakkı yokken.hazalı sevseydi cansuya cihanın kızı olmak sana çok yakışıyor keşke bizi hiç bulmasaydın demezdi
bu şu anlama geliyo sen mutlu mesut yaşamaya devam ederdin hazalda sefalete babasızlığa alışık mutlu olmasada olur demek.gülseren hazalın annesi olsaydı 26.bölümde cihana siz cansuyla yalida ailecek yaşayin ben burda hazalla yaşıycam demezdi.yani ben cansu için çekerimde hazalda çeker biz ikimiz cansu için kendimizi feda ederiz demek.gülseren gerçekten bir anne olsa hazala vakit ayıramazken her gün cihanla cansuyla buluşup deryayla dertleşip bütün vaktini onlara harcamazdı.hazal gidince bir anda gelişti gülseren hanım.yeni dokunmatik telefonlar.süslenmeler püslenmeler.hazal gülserenin yüzüne bakmasa hakkı.ayrıca dilara o kadar saygısızlıklarına rağmen cansu ve ozana bir kere bile vurmadi.ama söz konusu cihan olunca daha kötü şeyleri affeden gülseren tokadı çakıp evlatlıktan reddetti.düşünün siz hazalsınız.baba yok.anne sabah akşam işte.paragöz bir hala.anne ve halanın bitmek bilmeyen kavgaları.sahip olmak istediği hiçbir şeye sahip değil.arkadaşlar tarafindan bir dışlanma yaşıyor.fakir olduğu için küçümseniyor.tamam bu kaderim dedin kabullendin.sonra bir adamdan bi telefon geldi annene.senden bunun hesabını annene sorarken kabullenmek zorunda kaldığın hayatın aslinda senin olmadiğini ailen sandıklarının ailen olmadığını öğreniyosun.aslında hep hayal ettiğin hayatın hatta hayal ettiğinden bile fazlasinin sana ait olduğunu 15 yıllık babasızlık yaşamışken mükemmel bir baban olduğunu öğreniyosun.haketmediğin bir hayatı bir dikkatsizlik sonucu yaşadığını öğreniyosun.kader dedin bunu da kabullendin.artik öz ailenin seni kabulleneceğini ve istediğin gibi bi hayatın olacağini sana ait olan hayatin verileceğini düşünüyosun.birden bunun mümkün olmadiğini görüyosun istediğin hayat senin olan hayat orda dururken kimsenin sana o hayati vermeye niyeti yok.seni büyüten annenin bencilliği öz babanın tek derdinin gülseren oluşu öz annenin seni kullanması ve defalarca benim tek kızım cansu dediğini duyman halan bildiğinin seni satmaya çalişması öz abinin seni tanımadan nefret etmesi öz dedenin durduk yerde kötü davranması ve senin hayatını yaşayan kızın şımarıklıkları arasında sıkışıp duruyosun.kimse bana bunlar hazalın davranışları yüzünden demesin.ozan,dilara ve dede henüz tanımadan kabullenmediler.nefret ettiler.ama cansu öz ailesi tarafindan görülür görülmez sevildi.neden ndilaranin,ozanın,dedenin,cansunu ve hatta cihanın hazala yaptıklarını insan değil öz evladına hiçkimseye yapmaz içinde zerre kadar insanlık varsa.dilara kullandi,kabullenmedi.ozan ve dede kovmaya yeltendi hazala bir sığıntı olduğunu hissettirdiler.dilara özkana vermeyi düşündü.cihan sessiz kaldı ve öz kızı yerine gülserenle ilgilendi.hazalı bulduğundan beri gülserenle kızından çok daha fazla vakit geçirdi daha fazla düşündü daha fazla önemsedi.onun mutluluğunu kızının önüne koydu.cansu annesiyle kaç kez görüşmüşken dilara ve hazalın görüştüğünü duyunca kıskançlık krizlerine girdi.bitek cansunun duyguları var demi.hazalı ilk kez gördüğünde cihan yanındaydı diye nefret dolu gözlerle baktı.ne bekliyodu.iki ailenin tek kızları o mu olacaktı.hazallar yalıya yemeğe gittiğinde cansu evi gösterirken nasıl davrandı.normal biri olsa böyle davranmazdı.melek ya o.hazala oraya dokunma buraya dokunma deyip ne hissettirmek istedi acaba.hazal karışmasaydık bu oda benim olacaktı dedi diye belki de herkes hakettiği hayatı yaşıyodur dedi.yeni doğan bir bebek nasıl babasız yarı annesiz sefalet içinde olmayı hakeder?bu laftan sonra hiçkimse hazaldan cansuya iyi hisler beslemesini bekleyemez.ve hazalla 7.bölümde kapıda karşılaştıklarında iğrenir bir tavırla niye geldin sen diye soruş şekli cansunun karakterini fazlasıyla belli ediyor.ayrıca cansu da demek ki özkanın kanından olmayı haketmiş cihanın değil.ayrıca cansunu şeydayla kanka olması da cansunun bir melek olmadığının en büyük kanıtı.ozanın doğumgünü tam bir rezaletti.çocuk pskolojisinden zerre kadar anlamayan bir aile.cansunun hediyesini hazalın gözüne soktular resmen.hazal o anları ozanla yaşadımı ki öyle bir hediye versin.ozan ilk günden beri hazala çemkirmekten başka ne yaptı?dilaranın devamlı cansuyu övmesi hazalın yaşadığı koşulları bile bile.cansu tophanede büyüseydi çok görürdü amberi falan.
Paylaş
Oy Ver
Yorum Yaz
Yorumlar
Yorum Yaz